Uzun bir aradan sonra yeni mezun hakkında yazı yazmak istedim. Çünkü bazı farklılıkları ve bazı şeylerin neden olmadığını, olmaması gerektiğini anladım diyelim. O yüzden şimdi yazacağım yazıda yeni mezun olmuş fakat henüz iş bulamamış arkadaşlarıma gelsin. İş bulamayışınızın nedeni siz değilsiniz. Her gün gelişen ve benimsenen dünya halleri diyebiliriz. Dünya'da ki bir insan bile her gün gelişen olaylara ve sisteme ayak uydurmayı kendine alışkanlık edinmiş ve inovasyonu benimsemişse imkanı yok ki sizin ondan aşağı kalır yanınız olsun. Çünkü o insan gelişen sürece kendini adamışsa tabi ki sistem o insana adapte olur. Kısacası bu süreçte gelişen kişiye + sisteme odaklanmaktan başka çareniz yok. Aslında asıl amacım bunu lanse etmek değildi. Ben size başka bir şey anlatmak istiyorum. Kendi iş hayatına atılma sürecimde yaşadığım değişikliklerden. Uzaylı olmadan önce, uzaylı olduktan sonra.Translate
Geçtiğimiz Ekim ayında PERYÖN 16. Dünya İnsan Yönetimi Kongresi'nin hemen ertesi günü düzenlenen '' İnsan Kaynaklarının Güçlü Kalemleri Buluşuyor '' organizasyonuna da katılma fırsatını yakalamıştım. Organizasyon İK'da Blog Yazarı Sevgili Melis Tiftikci'nin emeği ve Bereket Döner'in sponsorluğunda Barbaros Point Otel'de gerçekleşti. Melis'e güzel daveti ve organizasyondaki ilgisinden dolayı teşekkürlerimi iletiyorum. Bu organizasyonun amacı İK Blog yazarlarını bir araya getirmek ve birlikte kalıcı bir şeylere imza atmaktı ama en önemlisi takım olabilmekti. Çünkü Türkiye'nin dört bir yanında yazan bloggerlar var ve herkesin birbiriyle aynı zaman diliminde etkileşim kurması güç oluyor. Hepimiz sosyal medya üzerinden iletişim halinde olsak bile ne yazık ki bu birbirimizi tanımaya yeterli değil.
Peryön'ün 20 Ekim 2016 'da gerçekleştirdiği 16. Dünya İnsan Yönetimi Kongresi'nden bahsetmek istiyorum size. Yoğun bir katılım söz konusuydu. Çeşitli kurum stantları kurulmuştu ama en çok ilgiyi kahve standı ve Hürriyet İK'nın hazırlamış olduğu fotoğraf bölümü gördü. İnsan Kaynakları Bloggerlarından da güzel bir katılım vardı. Çoğu göremediğim tanışma fırsatını yakalayamadığım insanlarla çok güzel bir bağ kurmama sebep oldu. Konuşmacıların hepsinden tek tek bahsetmek yerine beğeni ile dinlediklerimi sadece isimle belirtip ama ayrı bir beğeniyle ve sabırsızlıkla merak edip dinlemeyi beklediğim konuşmacıdan biraz uzunca bahsetmek istiyorum.
1. İdil Türkmenoğlu - İnsan Kaynakları ''Gerçekten'' Neleri Yapmaktan Sorumludur?
2. Ongun Tan - Yalın Ayak İnovasyon
3. Veysel Berk - Her Problem Bir Girişimdir
4. Prof.Clutterbuck - Yetenek Yönetimi Sorun mu Çözüm mü?
5. Mehmet Kocabaş - Daha Önce Hiç Anlatmadıklarım; Çünkü Bugün Değişik Bir Gün
6. İpek Aral - Göç ile Gelen Gündem
7. Kubilay Özerkan / Yonca Tokbaş / Ediz Hun - Kalbiyle Konuşanlar
In
16. Dünya İnsan Yönetimi Kongresi,
DİYK16
İnsanları Buluşturmak, Dünyayı Birleştirmektir. / 16. Dünya İnsan Yönetimi Kongresi
Bilindiği üzere Türkiye'de İnsan Yönetimi alanında kurulmuş ilk sivil toplum kuruluşu olan PERYÖN, bu yıl 20 - 21 Ekim 2016'da Haliç Kongre Merkezi'nde düzenleyeceği 16. Dünya İnsan Yönetimi Kongresinde sektörün profesyonellerini, uzman konuşmacıları ve önde gelen firmaları bizlerle buluşturmaya hazırlanıyor.
Bu yazı da benimde oldukça keyif aldığım ve üniversite sunumumda gerçekleştirdiğim örgütlerde zamanı yönetme becerisinden bahsetmek istiyorum. İnsan oğlunun dünyaya gözlerini açtığı andan, ölümüne kadar olan süreçte en çok yarıştığı konu ne elle tutabildiğimiz ne de gözümüzle yarattığı değişiklikler haricinde görebildiğimiz ''zaman''. Peki göremediğimiz ve ellerimizde dokunamadığımız sürekli akan bir şeyi bizim durdurmamız mümkün mü ? Tabi ki değil. Fakat yönetmemiz mümkün. Bu yazıda da zamanımızı nasıl yönetip, iş hayatımızda nasıl verimli hale getirebiliriz ondan bahsedelim.
Zaman yönetiminde en temel unsur '' karar vermek ve uygulamaya geçmek'' tir. Kısıtlanmış bir zamanın içindeyseniz eğer o işi sizin kadar iyi yapabilecek insanlarla bu durumu planlayıp süreci daha kolay ve hızlı bir biçimde atlatabilirsiniz. İş hayatına atıldığınız andan itibaren yönettiğiniz işiniz için yaptıklarınız, zamana karşı verdiğiniz savaş, ortaya koyduğunuz emek .. baktığınızda aslında hepsinin zamanı doğru yönlendirmekten ve süreci planlı geçirmekten geçtiğini anlayacaksınız. Zamanın doğru kullanılamaması durumunda para, enerji ve verimlilik gibi kayıplara da yol açabilir. Peter Drucker'in bir sözü var zaman doğru yönetilemiyorsa hiç bir şey doğru yönetiliyor sayılmaz. Yapılan bir araştırmaya göre yöneticilerin kontrolleri altında tutabildikleri zaman süresi toplam zamanlarının sadece %25'ini oluşturmaktadır. Bu oran ne kadar artarsa yöneticinin etkililiği de o kadar artacaktır. Bir örgütte sadece tek bir kişinin zamanı kendi başına yönetmesi tabi ki de etkili olmayacaktır. Kurum içerisinde bulunan her çalışanın üzerine düşen görevi iyi bilmemesi, aksatması ve zamanında yapmaması da bağlantılı çalıştığı birimleri de etkileyecektir. Zamanı kullanma şekli alışılagelmiş zamanımızdan, zamanı yönetmeyi öğrenme sürecine geçiş kolay bir süreç mi? Değil. Pratik zamanla benimsenecek bir süreç. İşinizi iyi yapabilmeyi ve ne yapıp yapmamanızı bilmenizi gerektiriyor. Zamanını yönetmeye ve iş hayatına yeni atılanlar için önerebileceğim (benimde başlangıçta ve hala daha uyguladığım) ;
Bir defteriniz olsun ve her gün önem sırasına göre yaptığınız - yapacağınız işleri not alın, ardından gün içinde gelen - gelecek günlere yayılacak işler içinde hem başlangıç hemde bitiş sayfaları açın kendinize. İşinizle alakalı telefonda konuştuğunuz kişiye ve konusuna kadar not alın. Abartma demeyin yoğun anlarınızda o konu öyle bir yerden çıkıyor ki ben ne zaman konuşmuştum ne olmuştu diye sendeleme yaşıyorsunuz. Başlangıçta bu şekilde ilerlerseniz süreci yönetmeniz takıldığınız anda toparlanmanız daha az zaman alacaktır. Son olarak neye ne kadar zaman ayırmanız gerektiğini bilin, çünkü zaman öyle bir şey ki aldığını hiç bir zaman aynı şekilde geri veremiyor. Bu hem özel hayatınız için öyle hemde iş alanında.
OHAL'de hemen birlikte güzel bir Cv hazırlayalım. Ne dersiniz?
Cv dediğimiz olay, biz iş bulmaya karar verdiğimiz dakika hali hazırda her zaman bulunması gereken bizi görüşmeden önce görücüye kısaca tanıtan evrak; tabi size göre.
Peki ya İK'ya göre?
İşte işin en can alıcı noktası bu. Cv'nin bizim için değil, aslında karşı tarafı nasıl etkileyeceği önemli olan. Kendi gözünüzden değilde karşı tarafın sizi nasıl görmek isteyeceğini düşünerek ilerleyin. Bir reklam veyahut mimarlık alanında başvuru yapacaklar için tabiki de Cv'de yaratıcılık söz konusu olmalı, hatta farklı görsel projelerle bile karşılarına çıkabilirsiniz. Peki ya diğer departmanlarda riske atmaya gerek var mı ? Beklenilen Cv türleri neler? Klasik bir Cv'de nasıl fark atarım, henüz yeni mezunum Cv'im nasıl olmalı, mesleğimin hiç bir renkli tarafı yok diyorsanız, aşağıdaki yazıyı okumaya başlayabilirsiniz.
Cv dediğimiz olay, biz iş bulmaya karar verdiğimiz dakika hali hazırda her zaman bulunması gereken bizi görüşmeden önce görücüye kısaca tanıtan evrak; tabi size göre.
Peki ya İK'ya göre?
İşte işin en can alıcı noktası bu. Cv'nin bizim için değil, aslında karşı tarafı nasıl etkileyeceği önemli olan. Kendi gözünüzden değilde karşı tarafın sizi nasıl görmek isteyeceğini düşünerek ilerleyin. Bir reklam veyahut mimarlık alanında başvuru yapacaklar için tabiki de Cv'de yaratıcılık söz konusu olmalı, hatta farklı görsel projelerle bile karşılarına çıkabilirsiniz. Peki ya diğer departmanlarda riske atmaya gerek var mı ? Beklenilen Cv türleri neler? Klasik bir Cv'de nasıl fark atarım, henüz yeni mezunum Cv'im nasıl olmalı, mesleğimin hiç bir renkli tarafı yok diyorsanız, aşağıdaki yazıyı okumaya başlayabilirsiniz.
Bir yıl önce bugün, öğrencilikten terfi ettikten sonra yaptığım ilk mülakat sonucunda kendim için ve geleceğim de planladığım hedeflerime ulaşmak adına çizmiş olduğum yolun ilk adımını attım. Yazmaya mülakatımda bana yönlendirilen ''İK blogları var bunları takip ediyor musun?'' sorusuna karşın, olumsuz geçen mülakatın çıkışında ''ben niye takip edeyim onlar beni takip etsin'' diye bir serzenişte bulunarak böyle bir atılım yaptım. ''O ne öz güven o'' dediğinizi duyar gibiyim ama serzenişi mi sakın üstünüze alınmayın çünkü o zamanlar çok sosyal medya insanı olmamın aksine gerçekten hiç birinizi bilmiyordum, mülakatında vermiş olduğu gerginlik ve kötü sonucu itibari ile böyle bir şey söylemiş bulundum, yoksa şimdi hepinizi tek tek yazılarınızı severek takip ediyorum.
Ben bu blogu ilk zamanlar ''Yeni Mezun İK Blog'' adı altında açmıştım. Çünkü o zamanlar yeni mezun olmuş ve yeni mezuna çok az fırsat tanındığını gördüğüm, şartları kaf dağına çıkaran insanlara ithafen dışarıdan bakıldığında nasıl göründüklerini, ne şekilde düşüncelerde yer ettiklerini görmelerini sağlamak adına yazmaya başlamıştım. Yararlı oldum mu bilmiyorum, bu düşünce biçiminin ördüğü duvarı tek başıma yumruklamam tabi ki de hasar bırakacaktır, yıkmaya yetmeyecektir. Ben sadece katıldığım onca mülakattan ( ki daha bitmedi bu mülakatlar), tanıdığım insanlardan ve kurumlardan asla olmamam/olmam gereken profilleri deneyim alarak kendime kazandırmaya çalıştım ve çalışmaya da devam edeceğim. Çok eleştirdim, eleştirdiğim kadar insanlar tarafından da henüz kulağıma gelmese de eleştirildiğime inanıyorum. 
