Translate

Kaptan Uzaya Kaça Götürüyon?

03:29:00

   Uzun bir aradan sonra yeni mezun hakkında yazı yazmak istedim. Çünkü bazı farklılıkları ve bazı şeylerin neden olmadığını, olmaması gerektiğini anladım diyelim. O yüzden şimdi yazacağım yazıda yeni mezun olmuş fakat henüz iş bulamamış arkadaşlarıma gelsin. İş bulamayışınızın nedeni siz değilsiniz. Her gün gelişen ve benimsenen dünya halleri diyebiliriz. Dünya'da ki bir insan bile her gün gelişen olaylara ve sisteme ayak uydurmayı kendine alışkanlık edinmiş ve inovasyonu benimsemişse imkanı yok ki sizin ondan aşağı kalır yanınız olsun. Çünkü o insan gelişen sürece kendini adamışsa tabi ki sistem o insana adapte olur. Kısacası bu süreçte gelişen kişiye + sisteme odaklanmaktan başka çareniz yok. Aslında asıl amacım bunu lanse etmek değildi. Ben size başka bir şey anlatmak istiyorum. Kendi iş hayatına atılma sürecimde yaşadığım değişikliklerden. Uzaylı olmadan önce, uzaylı olduktan sonra.




   Mezun olduktan sonra yaklaşık 8 ay gibi bir süre iş aradım. Farklı bir alanda kendimi geliştirmek istemiyordum, alışmaktan ve İK'dan kopmaktan korkuyordum. İşsizlik sürecim boyunca İK'da dahil olmak üzere çeşitli alanlarda mülakata katıldım. OLMADI! Tabi bu süreçte okuldan mezun olduğunuz gibi ''evet ben hazırım, yeterli donanıma sahibim, iş hayatına atılabilirim'' gibi bir durum içinde oluyorsunuz. Ben yeter ki işi öğretin parada istemiyorum diye söylediğim yerlerde oluyordu ama ne yazık ki beni hazır görmüyorlardı. Umurumda mı ? İnanın şuan ki öğrenme sürecime baktığımda şimdi onlar düşünsün diyorum. Uzun lafın kısası ne kadar evet ben bu teorik bilgiye sahibim deseniz de teoriği hiç hayata geçirmemiş, uygulamamış ve tatmamış iseniz iş bulma süreci zorlaşıyor. Bu süreçte İK'cılara kızıyoruz, her mülakat geri bildiriminde ''ya boyunuz devrilmeye '' diyor olabilirik tabi ki. Ama şu taraftan bakabilirsiniz. Çoğu İK'cının elinde değildir bu mülakat sürecini yönetmek. Çünkü onlarında üstleri vardır. İşleyiş hiç bir zaman olması gerektiği gibi gitmeyebilir.  Bunun içine torpiller girebilir, üstlerinin o işi onlardan iyi bildiğini düşünmesini ve baskı altında bırakması olabilir vs vs.. O yüzden ben çok egolu birine denk gelmediğim ve hiç değilse benim mülakat anımda oraya kadar gelmiş olduğumu, bunun kendisi için değerli olduğunu hissettirip açıklamalı olarak geri dönüş yapan hiç bir İK'cıya karşı kin beslemedim. Hala var olduklarını bilmek güzel. Sizde İK'cı meslektaşlarıma kızmayınız, o kapıyı kapatarak çıkarken arkanızdan seninle çalışmak isterdim bende şartlar bunu gerektirdi diye üzülüyor olması muhtemeldir. 
O ZAMAN ÇALIŞSANA BE 😮



   Yeni mezun olduğumda bıraksanız dünyayı ben kurtaracaktım da nasıl kurtaracağımı kestiremiyordum. Biraz öğrenmek, araştırmak, google amcayla az biraz hasret gidermek .. muhtemel tabi ki. Yalnız iş hayatının affetmediğini öğrenemezsiniz gugle amcamızdan. Bir kere deneme şansımız vardır, işe yarayıp yaramayacağı bilemeyiz çözümün, bir hatamızda dünya elimizde patlar. Patlama kısmına gelmeden kurtarma kısmında bırakalım. Yazının devamında ne demek istediğimi daha net anlayacaksınızdır. 
   İK'ya tepki göstermeyi bırakalım. Sisteme lanet okumayı da; oturmuş şeyleri değiştirmek zordur, inovasyonu benimseyen sistemi de durdurması imkansızdır. Biz ne yapabiliriz ona odaklanalım? 5153451 .. tane iş ilanına göre mi şekillenmeliyiz? Yoksa kendimizi mi tanımalıyız?
Bence kendimizi tanımalıyız. İlk neye ihtiyacımız olduğunu görmeye çalışmaktansa oturup ben neye sahibim analizi yapabilmeliyiz. Evet ben 3 dil biliyorum, ileri düzeyde office programları kullanıyorum .. işte efendim şu sertifikalarım var, bunun şunun eğitimini aldım. Yeterli mi ? DEĞİL! İş hayatını tatmışlığın var mı?  Evet bir ara staj yapmıştım. ÜZGÜNÜM YETERLİ DEĞİL! Niye yeterli değil dostum biliyor musun? Bu lanet olası sistemin içinde egoların ele geçirdiği insanların seni staj adı verilen; tanımının kendi koltuğundan kalkmaya üşenip o an yapması gereken kendi gereksiz işleri için seni kullanmasına verilen terimdir. Staj yeri seçerken lütfen kurum isminin bir önemi olmadığının farkına varın ve mümkünse staj görüşmelerinizde size sunacakları kültürü sorgulayın.
   İş aradığınız dönemde sosyal medya kullanımına dikkat edin derim. Ben işsizlik sürecimde çok fazla tepki göstermiş ve serzenişte bulunmuş biri olarak bunu söylüyorum. Fakat önemli olan işe yarayıp yaramadığı ? O an bunu anlamam zordu çünkü yaram vardı. Örülmüş duvarları kırmak zordur, iz bırakmış olabiliriz ama kendimizi tanımlamadığımız sürece serzenişlerimiz bir işe yaramıyor arkadaşlar. BENİM YARAMADI! Yarayan varsa helal olsun diyor, başarılarının devamını diliyorum. Diyeceğim o ki iş hayatı garip, içine girmeden inanın anlayamıyorsunuz.
    Peki ya o kadar serzenişli zamandan sonra Kübi'nin iş hayatıyla sınanması?
   8 aylık işsizlik döneminden sonra Aralık ayı ile birlikte 11 aylık bir iş hayatı deneyimim mevcut. Hemde okumadığım, daha önce alanında bilgimin olmadığı bir meslekte. Başlarken inanın ne yapacağıma ve bana uygun olup olmadığına dair hiç bir fikrim yoktu. Eee hadi iş diyordun buldun, kurtarsana dünyayı. KURTARAMADI😀!

   İlk zamanlar çok zorlandım. Tecrübeyi bir kenara atın bilgim yok! Öğrenme aşamasına giriyorsunuz guugle amcaya ne sorayım ne yapacağımı bilmiyorum. Herhangi bir soru ve sorun karşısında ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. İlk zamanlar arayanlar ve soru soranlar bilirler (ki bazen hala yaparım) onu ben bir sorayım, şimdi kesin bir şey diyemiyorum bilgisi gelmedi, işleyiş değişmiş olabilir ben size geri dönüş yaparım konu ile ilgili vs vs. kıvırmalar yapıyordum (kendini ele veren masum köylü). Bir yanlış bilgi vermeniz farklı sonuçlara neden olabiliyor ne yazık ki dünya burada da çözümü olmadığı sürece patlıyor. Böyle böyle yanlış yaparak doğruyu öğrenmeye ve bu gibi sorunlarda direk çözüme odaklanmayı ne yapıp ne yapmamam gerektiğini öğrendim. Üstleriniz ile kurduğunuz bağ çok önemli sizin ilk iş deneyiminiz ve onların size kattıkları. Benim insan ilişkilerim çok kuvvetlidir demekle olmuyor. Siz artık uzay gemisine bindiniz hiç bilmediğiniz bir dünyada uzaylılarla yaşıyorsunuz. Uyum sağlayabilmek ve yaşamak için sizde uzaylı olmak zorundasınız.

Tam olamasam da yarı uzaylıyım bende artık. İşe başlayınca tüm insan ilişkilerim altüst oldu, sistemim çöktü yeni bir sistem yüklemeye başladık ilişkilerime. Başladık diyorum değerli üstlerimin bu konuda emekleri büyük. Sizinle çalışma fırsatını yakaladığım için kendimi şanslı hissediyorum. Eğer okuyorsanız neden şanslı olduğumu da yazının sonunda belirteceğim.
İnsan ilişkileri böyle gelelim uygulamalı ve organizasyonel bilgilere. İşe başlayana kadar mail nasıl yazılır bilmiyordum. Bunun üzerinde durdum, zamanla oturtmaya çalıştım ki hala çok iyiyim diyemem yazması keyif veriyor, göndermesi on kere kontrol ediliyor öyle gönderiliyor hala.


HELE EXCEL! Excelle okul döneminde bir iki kere yeltendim öğreniyim diye yok anlamadım çözemedim umursamadım da. Ta ki mecbur kalana kadar. İş hayatında uğraşmama gibi bir lüks yok genç. Oturdum Microsoft Officenin vatandaşı olan Excel ile tanışma yoluna girdim. Şurası neydi, burası ne işe yarardı diye kurcaladım ve onun gibi işimi kolaylaştıracak herhangi bir program öğrenene kadar nişanlı kalma kararı aldık.
   Kurumun hazırladığı organizasyonlarda en başından, en sonuna kadar olan aşamada neler yapmam gerektiğini ve izlemem gereken stratejiyi; birlikte organize olmayı, takım olarak hareket etmeyi öğrendim. Mesela bu konudaki sürecimde sancılı geçti. Yönetimin her şeyden haberi olması gerekirken ilk zamanlar iletişim kurmakta sıkıntı çektiğim için atladığım konular oluyordu. Şimdi yapılan her işi ve süreci bildiriyorum. Bir iş yaparken onu her aşamada ayrı ayrı ele alıp yönetime öyle sunuyorum. Hem daha kolay oluyor incelerken hemde işleve koyarken. Mesela şuan hala oturmamış bir düzen mevcut bu yüzden kocaman bir üye özlüğü oluşturacağım ki hem ben rahat edeyim hemde olur da benden sonra gelen rahat etsin. Çözüm odaklı olmayı öğrendim. Önüme bir sorun çıkınca ilk başlarda panik yapıyordum, beyin ''dünyanız patlamaya hazırlanıyor'' diye sinyal veriyor tabi ki. Bu durumlarda genelde bir yöneticim var, onun başını çok şişiririm. O da o kadar çözüm odaklıdır ki sorunu söylediğim an sorunu ağzına almaz şimdi ne yapabiliriz ona bakalım der. Bu çözüme odaklanma olayımda onun emeği büyüktür. İletişim kurması da çok rahattır, hataları düzeltmekte ona da selam olsun buradan. İş hayatında olumsuz geçen süreçler, kişiler arasında tartışmalar olabileceğini ve bunları (çok ileri gitmedikçe) kulak ardı edebilmeyi ve kin tutmamayı öğrendim. Vs. vs. böyle bir çok şey kazanmama neden oldu iş hayatı.
   İş hayatı uzaylı işi dedim ya. O dünyaya giriş yapama kadar, uzay gemisinde bulunduğunuz sürece o dünyaya hazırlanıyorsunuz. Ne yaparsanız yapın o gemiye binmeden anlayamıyorsunuz. Uzay gemisinin sizi hangi gezene götürdüğüne de dikkat edin, evet tüm gezegenleri tatma fırsatınız olabilir, ama sonunda bir gezegende durmak zorundasınız, binmiş olduğunuz uzay aracını patlatan siz olmayın.
   Bu arada İK okudum. Şuan Basın&Medya Organizatörüyüm. Bu işe başladığım için ve burada olduğum için pişman değilim. İK'dan vazgeçmedim. İK'ya geçebilmem için bazı gezegenleri keşfetmem lazım. Kurum ismi seçmektense ben kurum çalışanlarını seçtim. Çünkü ilk çalışmaya başladığınız kurumda astlarınız ve üstleriniz sizin gelecekte bulunacağınız iş kültürünüzü size kazandıran kişiler. İşte ben bu yüzden şanslıyım. Bulunduğum meslekte kalmaktan veya başka mesleğe geçiş yapmaktan korkmuyorum(Mentorum sayesinde, selamlar hocam). Ait olacağım yeri elinde sonunda bulacağım biliyorum. Fırsatlar gelmez, fırsatlar yaratılır unutmayın.

Sevgiler .. 
                                       

You Might Also Like

0 yorum

AĞUSTOS SÖZÜ '' ELİZABETH HOLMES''

AĞUSTOS SÖZÜ '' ELİZABETH HOLMES''
Başarılı bir insan olup olmadığınızı belirleyen şey, insanların hayatında bir değişiklik yaratıp yaratmadığımıza bağlıdır.

TEMMUZ SÖZÜ ''Leo C. Rosten''

TEMMUZ SÖZÜ ''Leo C. Rosten''
Hayatın amacının ‘mutlu’ olmak olduğuna inanmam. Bence hayatın amacı: yararlı, sorumlu ve şefkatli olmaktır. En önemlisi fark yaratmaktır; katkıda bulunmak, bir şeyi temsil etmek, yaşamış olmakla bir değişim meydana getirmektir.

HAZİRAN SÖZÜ ''SAMUEL SİMİLES''

HAZİRAN SÖZÜ ''SAMUEL SİMİLES''
Doğru yolda giden kaplumbağa, eğri giden yarış atını geçebilir.

MAYIS SÖZÜ '' CEM YILMAZ''

MAYIS SÖZÜ '' CEM YILMAZ''
Başarılı insanların ortak özelliği it gibi çalışmalarıdır, başka bir şey ne duydum ne gördüm. Gerisi traştır, süstür, dedikodudur.

NİSAN SÖZÜ ''STEVE JOBS''

NİSAN SÖZÜ ''STEVE JOBS''
Bu hayatta zamanınız sınırlı. O sınırlı zamanı, başkasının yaşamını yaşayarak harcamayın. Başka kişilerin düşünceleriyle yaşanan yaşam, dogmaların tuzağına düşmek demektir.

MART SÖZÜ ''PATTİ SMİTH ''

MART SÖZÜ  ''PATTİ SMİTH ''
İyi bir isim yapın. Adınızı temiz tutun. Tavizler vermeyin, başarılı olmak ya da çok para kazanmak için endişe edip durmayın. Sadece iyi şeyler yapmanın peşinde olun. Yaptıklarınızı koruyun ve iyi bir isim yaparsanız işte o zaman kendi adınız sizin değer biriminiz olacaktır. Hayat bir roller coaster gibidir; asla kusursuz gitmez. Muhteşem anlarınız da olacak, çok sert zamanlarınız da. Fakat yaşamak hepsine değer.

NE OKUMALIYIM?

NE OKUMALIYIM?
İDİL TÜRKMENOĞLU, sosyal yaşamında ve iş hayatında gözlemlemiş olduğu ' İşyerinde Keyifli Ortam Yaratmak' konusunu, '' Pozitif Yönetim'' adlı kitabında bizlerle paylaşmış. Keyif ve merakla okuyacağınızdan eminim.

NE OKUMALIYIM?

NE OKUMALIYIM?
Bu öneri İK okumayı düşünen ve okuyan arkadaşlar için. ÖZDEN ASLAN'ın kaleminden, yeni işe başlamış bir İK'cının iş hayatında yaşadıklarını anlatan bir öykü.

NE OKUMALIYIM?

NE OKUMALIYIM?
Büyük- küçük herkesin okuması ve kitaplığında olması gereken bir kitap '' Küçük Prens '' .

Çok fazla hedef koyarsan, en önemlisini ıskalarsın.

Bir adam sadece para kazanmak fikriyle işe başladıysa, büyük ihtimalle, yapamayacaktır. Joyce Claude Hall 1891 ...

Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir gün bile çalışmış olmazsın. Konfucyus ...

Gideceğin yoldan eminsen: Engeller 'dinlenme noktan' olmaktan öteye gidemez.

Facebook

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *